Diyelim ki biz bir seslendirmeniz. Bu a$amadan itibaren seslendirmesinin nasil yapildigini ve sureci anlatmaya calisacagim;

Oncelikle “Voice Test” yani “Ses Testi” denilen bir durum var. Dublaj yönetmeni oncelikle filmin karakterlerini tek tek izler, ve o karakterlere uygun sesleri belirler. Bir karakter için pek cok ornek seslendirme kaydi toplanir ve yurt dışında ki firmaya sesler arasindan secim yapmalari icin yollanır.  Bu surec oldukca zorludur. Filmin özel seçilmiş bazı sahneleri vardır. Bunu fragman gibi düşünebiliriz. Orada en çarpıcı, karakteri en çok ortaya çıkaran cümleler ve söyleyiş biçimleri vardır. Bu noktada ifade karakteri karakter yapan ifadedir. Yani ifadeleri dogru yapan “ses” seslendirme icin secilir. Bu noktada cevirmenlerin payinida unutmamak gerek. Normalde çevirmenlerin filmi izleyerek çeviri yapması gerekir. Öyle ki bazı cümleler Türkçe’ye çevrildiklerinde inanılmaz uzun olabiliyor. Ve hatta bazı deyimler anlam kargaşası yaratabiliyor. Bu yüzden filmi izlemek, filmin sahnelerini yaşayarak yazmak demektir.  Bizdeyse genelde düz metin çevirileri yapılmaktadır.

Simdi ceviri metinlerimizde hazır olduğuna göre  KAYIT diyebiliriz;

İki çeşit kayıt tipi mevcut. Bir tanesi Tulum denilen bir sistem. 5 6 kişi sahne sahne ilerleyerek filmi seslendirebilir. Herkes rol sırası geldiğinde konuşur. Ellerinde ki metinlerde filmin “time code” ları mevcuttur. Ve ortalama 4 mili saniye sonra (profesyoneller) rollerini canlandırırlar. Ancak bu sistem, oldukça ciddi sıkıntılar yaratır. Kimi seslendirme sanatçıları okuma hataları yapmakta bu da genel olarak sahne başına dönmek anlamına gelmektedir.

Diğeri tekil kayıt sistemidir. Elinizde seslendireceğiniz kişinin cümlelerinin yanında adının yazdığı bir kağıt mevcuttur. Ve siz artık o kişisiniz…

Aslinda seslendirme oturarak yapılmaz. Özellikle aksiyon sahnelerinde oturmak ses tonunuzu durağanlaştırır. Bu yüzden kimi seslendirmenler ayakta kalmayı tercih etmektedir. Evet rol gereği havayla boğuşmak mümkün. Ya da bir sevişme sahnesinde oldukça farklı görünmeniz gerek. Ancak bu günümüzde pek yaşanmayan bir durum.  En nihayetinde tekil kayıt sisteminde kanal kayıt sistemi uygulanmaktadır. Her seslendirmenin ayrı bir ses kanalı mevcuttur. sesler ayrı ayrı ses kanallarına kaydedilir. Senkronlar ayarlanır.

Ancak dublaj hakkında yanlış bir kanı var. Sanki Türkçe bir filme Türkçe dublaj yapmak kolaymış, yabancı filmler daha zormuş gibi gelir. Aslinda “Hayır”. Türkçe filmlerde dublaj çok daha zordur ve daha cok emek ister. Özellikle filmin atmosferi ve efektleri çok daha zorlayıcıdır. Düşünelim; ayak sesleri, kapı sesleri, karakterin yanından geçip giden bir taksi, model, marka, cam sesi, sokaklarda oyun oynayan çocuklar, tamirciler, kuş sesleri, yaprak hışırtısı, kisaca ekrana baktığınızda gördüğünüz herşey! Şayet film atmosferi sesli alınmadıysa (ki bu genelde imkansız bir durumdur), işte asıl iş orada başlar. Foley kaydı. Onlar Dublaj sektörünün gizli kahramanlarıdır. Filmdeki karakterle birlikte düşer, yürür,  aynı kıyafetleri giyer, aynı beton zeminde yürürler. Evet. İnanılması güç bir olaydır. Ellerine topuklu ayakkabı geçirmiş bir adam kadınla aynı anda el hareketlerini yapar. (Foley kayitlariyla ilgili bilgi icin suradaki yazimi okuyabilirsiniz) Ve ayrıca olayin gectigi yerin atmosferide cok onemi. Bu yuzden coğu ses teknisyeninin efektleri yüklediği bir hard diski vardır. Bunların içinde ornegin tofaş şahin motor sesi, kalkış sesi, rölanti, kapı sesi gibi araçların marka marka ayrılmaları söz konusu. Atmosfer dediğimiz şey bu. İşin daha ilginç kısmını söyleyeyim; Örneğin sahnenin geçtiği yer bir soğuk hava deposu, işte orada soğuk hava deposu atmosferi yaratmak zorundasınız.

  Kisaca seslendirme sanati gorundugu kadar kolay degildir. Onumuzdeki yazilarda bu konudan daha detayli bahsetmeye devam edecegiz. Stay tuned…

Yazi Kaynak: dublajcilar.com/forum

Fotograf Kaynak: vanwebster.com